26 Şubat 2011 Cumartesi

İncir Reçeli

“Hiç yadırgamadım yüzünü, inan çok tanıdık…
Gönlüme hoş geldin sevdiğim, kusura bakma ortalık biraz dağınık…”
Aytaç Ağırlar'ın yazıp yönettiği
Sezai Paracıkoğlu, Melike Güner'in başrollerini oynadığı bir film...

İncir Reçeli

"Bana bir şey sevme hakkını vermediler. Bende incir reçelini sevdim."

Filmin fragmanı için böyle buyurun:

25 Şubat 2011 Cuma

Sushi --> Suşi


Suşi nedir acaba yaa..!
Nasıl bir tat nasıl bir lezzettir?
Yiyen nasıl yer?
Tadan nasıl beğenir?
İlk suşi deneyimim dünya mutfaklarında oldu. O kadar güzel görünüyorlar ki. Ağğ dedik kızlarla suşi! Küçük küçük lokum gibiler tanesi o zaman 2,5 tl idi. Herkes zevkine göre (yalnız damak zevkine değil, göz zevkine göre çünkü  daha önceden hiç birimiz tadını bilmiyoruz) seçimler yaptık düz tabaklara sosuyla birlikte servis edildi. Çubuklar geldi. Malezya'da tatildeyken çubuk tutma sanatını öğrenen teyzem banada gelince öğretmişti sağ olsun :) bende hiç yememiş ama çubuklarını tutmayı bilen biri olarak havalıyım :) 



nese bu arada benim ilk lokmam şu yanda görmüş olduğunuz;
yosun yaprağına sarılmış piriç içinde yengeç eti. Hımm dedim bundan başlayayım. Çubuklarımla tuttum. Ağzıma götürdüm. 
ve şimdi bu ilk lokmayı size gözler kapalı yaşadıklarımı hissettiklerimi kısa bir hikaye olarak yazacağım.



Deniz kenarındayım. Hava çok sıcak. Deniz masmavi kumsal altın sarısı. Uzanmışım şezlonga güneş tenimde geziniyor. Biraz doğruluyorum. Güneş gözlüklerimi hafif indiriyorum. İzahımdaki upuzun iskeleyi görüyorum. Deniz beni çağırıyor. Kalkıyorum şezlongdan sıcak kumlarda ayağım yanıyor. Hızlı adımlarla iskeleye varıyorum. İskelenin en ucuna geliyorum. Denize vuran güneşin ışınları denizi pırıl pırıl parlatıyor. Işıklar gözümü alıyor. Deniz o kadar temiz ve berrak ki dibini görebiliyorum. İskeleden denize inen bir merdiven var. Fakat ben balıklama atlayıp kendimi soğuk sulara bırakacağım. Biraz geri açılıyorum hızımı alıp balık gibi dalıyorum denize. Fakat denize dalınca hızımı alamıyorum. Dibe gidiyorum daha dibe ve daha dibe... duramıyorum. Sanırım çakılacağım. Ve olan oluyor çakılıyorum denizin dibindeki yosunlar ağzıma giriyor. allahım o yosunları ağzımda hissedebiliyorum.
Evet... gözlerimi açıyorum elimde çubuklar ağzımda kocaman bir lokma suşi, yüzümde iğrenç bir ifade... ne çiğnemeye devam edebiliyorum nede yutabiliyorum. Bir süre duruyorum. Miğdem bulanmaya başlayınca alıyorum elime bir peçete ve ağzımdakini peçeteye tükürüyorum. Etrafa ayıp olmasın diye yutacağımı düşünmediniz heralde :) ve bir yabancı ülke lezzeti başarısızlıkla sonuçlanırken ben açmı aç kendimi en sevdiğim mutfak (Türk mutfağından sonra tabi) Meksika mutfağına atıyorum. Baharatları, etleri, acıları hımmm ben buyum yaa diyorum ve bir daha ağzıma çiğ balık sokmuyorum.

Kadın Girişimciler


Garanti Bankası KOBİ Bankacılığı, 2007 yılından bu yana Türkiye ekonomisinde aktif olarak yer alması gerektiğine inandığı kadın girişimcileri, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” yarışmasıyla destekliyor.
Amacı ; Ülkemizdeki kadınların ticari ve sosyal "girişimci ruhunu" ortaya çıkartarak, Türkiye'deki kadın girişimci sayısının gelişmiş ülkelerin seviyesine yükselmesi için katkıda bulunmak.
Ekonomist Dergisi’nin işbirliği ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ’nin katkılarıyla gerçekleştirilen “Türkiye'nin Kadın Girişimcisi Yarışması”nda, Türkiye’nin Kadın Girişimcisi’nin yanı sıra, Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi de ödüllendiriliyor.
Yarışma, gerçek başarı hikayelerini kendileri yazan, Türkiye’nin dört bir yanında faaliyetlerini sürdüren kadın girişimcilerin projelerini değerlendiriyor. Kadın girişimcilerin, ekonomik ve sosyal girişimci ruhunu ortaya çıkartarak Türkiye’deki tüm kadınlara örnek teşkil eden başarı hikayelerinin duyurulması hedefleniyor.

Garanti KOBİ Bankacılığı, kadın girişimcileri farklı bir müşteri kitlesi olarak görmüş ve 2006 yılında finansal ve danışmanlık desteği sağlamak amacı ile Kadın Girişimci Destek Paketi’ni hizmete sunmuştur. Bu paket içerisinde verilen krediler iş kurmaya yönelik olmayıp, hali hazırda iş kurmuş kadın girişimcilerin işlerini büyütmeleri için hazırlanmıştır. Kadın girişimcilere finansal ve danışmanlık alanında destek vermenin yanısıra Garanti KOBİ Bankacılığı, kadın girişimcilerin ekonomiye katkısını artırmayı sosyal sorumluluk olarak benimseyerek Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ile işbirliği içinde kadın girişimcilerin kişisel gelişimlerine katkıda bulunmak ve onları cesaretlendirmek amacı ile organizasyonlar düzenlemektedir.ayrıntılı bilgi için:garantikadingirisimci.com


24 Şubat 2011 Perşembe

indirimlr.com

Son ayların modası tüm Türkiye'yi kapsayan fırsat siteleri. 
Bir restaurant, otel, kişisel bakım...
Aklınıza ne gelirse, hangi şehirde oturuyorsanız bulunduğunuz yerlere özel indirimleri internetten satın alabiliyorsunuz. Oldukça karlı bir sistem esasında. Yalnız bir şey ilgi çektiği zaman peşi sıra ona benzer işler yapılır. Bu işte aynı şekilde gelişti ve şu sıralar çok fazla fırsat sitesi var.
Hepsine tek tek üye olmaktansa indirimlr.com sitesi bütün fırsatları bir araya toplayıp takipçilere kolaylık sağlıyor.  Bu sitede Türkiye'nin BÜTÜN şehirleri için TÜM fırsat sitelerin fırsatlarını bir sayfada sunuyorlar – Indirimlr kategorilere göre sıralanmış. Her Fırsat sitesi için yorum (ve rating) yapılabilir! 
Fırsat sitelerini Alexa Rank puanlarına göre sunuyorlar.
eğğ daha ne duruyorsunuz? Buyurun toplu fırsatlar bölümü indirimlr.com

Adriana Lima

Dün sevgili Aysun'un gazıyla dedim bende rejime gireyim. Sonra bende kendimi iyice motive etmek (gaza getirmek) için iki tane taş gibi Adriana Lima fotoğrafı çıkardım. kestim ve buz dolabına yapıştırdım.


Amaç:
1)Buzdolabına her yöneldiğimde kankim Adrianayı görmek ve bende böyle olacağım diyip buzdolabının önünden uzaklaşmak.
2)Mutfakta yemek yerken kankim Adrianayı görmek ve lokmaları hızlı yersem kilo olur yavaş yavaş sindire sindire yemem gerektiğini hatırlamak. 
3)Elime aldığım her tatlıda kankim Adrianayı görmek ve bunu yiyipde nolcam bu kilolarlamı kalcam diye kendimi sorgulayıp elimdeki tatlıyı kokladıktan sonra bırakmak.

Sonuç:
1) Buzdolabının üstünde düşmanım Adrianayı gören kocam bir kaç dakka bakakaldı.
2) "Bune ya askerde asarlardı bunlardan" dedi. Bende bu fotoyu oraya asma amaçlarımı söyledim. 
3) Eşimde bastı kahkayı "iyide senin iştahını kapatır ama benim iştahımı açar. Bu burada durursa ben devamlı dolaptan bir şeyler atıştırırım." dedi. Onun espirisi kendisine komik tabi ben hiç gülmüyorum.
4)Bütün gece düşmanım Adriana geyiği devam etti. 
5) Pes etmedim! Adriana hala dolabın üstünde artık daha kızgın ve hırslıyım :)

23 Şubat 2011 Çarşamba

Nesobaby'den Mim'lendim

Sevgili Nesobaby (bence) kendisine çok yakışan bir MiMi cevaplamış ve aynı MiMi banada göndermiş.
Mim konusu: "Seyahat etmek istediğin üç yeri sebepleriyle birlikte anlatırmısın?"


1)

İlk olarak aklımdaki yer Karayipler
Neden mi? Çünkü Ajanda dergisinin Aralık 2010 sayısında Nesobaby'nin yazısını okurken o kadar etkilendim ki anlatamam. Şanslı bayan Nesobaby balayı için gittiği Karayipleri fotoğraflarıyla okadar güzel anlatmış ki etkilenmemek imkansızdı. Ayrıca yazısında oraya gidersek neler yapmamızla ilgili verdiği tüyolarda çok açıklayıcı ve yol gösterici olmuş. Kesinlikle ilk olarak gemiyle Karayiplere seyahat etmek istiyorum.

2)
Tabi ki Yunanistan deyince ilk akla gelen Mykonos
Yakın arkadaşlarım ve kuzenlerimin gidip öve öve bitiremediği benim çektikleri fotoğraflara baka baka doyamadığım yerdir. Beyaz ve mavi bir dünya olarak gördüğüm mykonos kesinlikle seyehat etmek istediğim ikinci yer.

3)
ilk 3'teki son durağım Brezilya 
oooo bir upuzun sahil şehri - ooo bir karnaval şehri - ooo bir sanba dansı - ooo bir güzel kalçalı dansçı kızların yaşadığı şehir :) Eğlence diyorum. Brezilyaya eğlencenin dibine vurmak için gitmek istiyorum. Karnavala katılmak, kocacımla sanbacı kızları izlemek sonra ben daha güzel sanba yaparım diyip ayaklarım kopana kadar dans etmek istiyorum. 

Ve satırlarıma burada son verirken göndermiş olduğu mim'le beni bu ofisimden alıp çok uzak ve güzel ülkelere hayalide olsa yolculuk etmemi sağlayan Nesobaby'ye çok çok teşekkür ediyorum.

22 Şubat 2011 Salı

Yalannnn-cı :)


Atinalının biri çıkıp "bütün Atinalılar yalancıdır" demiş. Ahh lisedeki felsefe sınav sorumdu bu Atinalı :)
Kimisi küçük kimisi büyük
Kimisi beyaz kimisi pembe
Kimisi zararsız kimisi zararlı
Hepsinin ortak yanı YALAN olması !
ve Tabi ki hayatlarımıza tuz biber olması :)
Bakın bakalım günlük hayatta en çok kullanılan yalanlar size de tanıdık gelecek mi ?
Vallahi bana birkaç tanesi tanıdık geldi ama nerden bilemedim :))

Bayağı kilo vermişsin
Genelde bu yalanı söylemeye insan zaten mecbur bırakılır. Hayatını kilo vermeye adamış, sadece ara öğünde ne yiyeceğini düşünerek yaşayan bir arkadaşınız, “Nasıl kilo vermiş miyim?” diye sorduğunda, bu sorunun “Hayır” cevabı tarihte hiç olmamıştır

Bir ara görüşelim
O ara asla gelmez, bunun yalan bir dilek olduğunu iki taraf da bilir. Doğrudan gün, saat ve yer konuşulmuyorsa o iş yaştır. Yine de sosyal hayat biraz da böyle yürür.

Sorun sende değil bende
Tarihin en sık kullanılmış yalanı olabilir. Kim bilir kaç çift bu ezber cümleyle ayrılmıştır. Sorun sendeyse, git çöz o zaman, onu da ben mi çözeyim?

Ben mail atmıştım size
Adres yanlış yazılmamışsa atılan mail gelir, bu bir kuraldır. O mektup kaybolmaları eskidendi. O yüzden atılmamış mailler için “Ben dün yollamıştım” demeyin, yalan…


Şimdi seni arayacaktım
Zaten aranması gereken bir kişidir ya da son dönemde çok ihmal edilmiştir. Telefon çaldığında coşkuyla açıp “şimdi seni arayacaktım” dersiniz. şimdi? O an mı yani? Neyse, karşıdakini seviyorsak katlanırız.

Zehirlendim
İnsan bazen gerçekten zehirlenir ama işten kaytarmak için en sık kullanılan yalandır. Çünkü tek günde çözülür, “Durmadan kusuyorum, klozetten kalkamıyorum” dediğinizde, kimse “Olsun, gel” demez, diyemez.

İndirim vardı
Bu özellikle kadınların, bazen yakın çevrelerine bazen de kendilerine söyledikleri bir yalandır. Mağazanın bir köşesinde indirimli ürünler satılıyorsa, oradan ne alsa indirimli diye inanmak ve inandırmak ister.

Feci trafik vardı
Türkiye sınırlarında yaşanan her tür gecikmede kullanılabilecek bir yalandır. Özellikle büyük şehirlerde trafiğin hayatı bir anda nasıl felç ede- bileceğini herkes biliyordur.

Göründüğü gibi değil!
Birinden “Göründüğü gibi değil!” kalıbını duyuyorsanız, bilin ki orada çetrefilli bir durum var. Yalanlar dizisi genelde bu cümlenin ardından gelmeye başlar, dikkatli olmak gerekir.

Ailevi bir mesele vardı
Böyle söyleyince bir sonraki soruyu sormaya da cesaret bulunamaz, çok etkili bir yalandır. İşe de söylenir, okula da, arkadaşa da. Güzel bahanedir.

Telefonun sesi kısık kalmış
Uzun uzun anlatmaya bile gerek yok. Kim daha önce bu yalanı söylemedi? Zaten herkes durumun farkında olduğundan, birbirimize inanmayı tercih ediyoruz. Telefonun sesi bazen gerçekten kısık kalıyor, o ayrı…

Başım ağrıyor
Bu yalan gerçekten bu kadar kullanılıyor mu, kadınlar sevişmek istemediklerinde gerçekten baş ağrısını mı bahane ediyor? Bir kere adı çıkmış yalanın, çok daha yaratıcısı bulunabilir oysa ki…

Bütün gün toplantıdaydım
Cumhurbaşkanı olsan, bir holdingin yönetim kurulu başkanı olsan bütün gün toplantı olmaz. Arada mutlaka bir ara verilmiştir. Neyse… Bazen o arada da insanın kafası kaldırmaz ya…

Senin gibisini görmedim
Ayrıntıya girmeye gerek yok, çiftlerin birbirlerinin yatak performansına dair konuşma gereği hissettiği anlar, yalan potansiyeli taşır. Bunu test etmenin yolu bu beraberliğin ne kadar sürdüğüne bakmaktır.

Beş dakika sonra oradayım
Bunun bilimsel olarak hesaplanmış bir beş dakika olmadığını hepimiz biliriz. Gerçekten o şahsın beş dakika sonra yanımızda olmayacağını da… Artık raydan çıkmış bir yalandır bu, bekleriz.

Demokrasi şart
Tabii ki şart da, genelde herkesin demokrasi talebi kendine benzeyenler içindir. En tehlikeli yalanlardan biridir, bir gün kendilerine de zararı dokunacağını fark etmezler.

Önemli olan ruh güzelliği 
Herkes bunu söyler, her tür ilişkide gerçekten de bir insanın kıymetini veren ruh güzelliğidir. Fakat hayatın böyle işlemediğini çok iyi biliriz. Bu yalan da böyle gelmiştir, böyle gider.

Doktora gidiyoruz 
Anne ve babaların çocuklara söylediği yalanlar ayrı kitap olur. Büyüyünce durumu kavrarız ve yalanları bir sonraki kuşağa aktarırız. Gece vakti hastanenin acil servisine, hem de o kadar makyajla gidilmeyeceğini biliyoruz. Yatak odasında her zaman uyunmadığını da…

Çok kitap okurum 
Buradaki ‘çok’tan herkesin anladığı başka bir şeydir. Haftada bir kitap mı? Ayda bir mi? Ayrıca kitap denilen de çeşit çeşit, ne kitabından söz ediyoruz? Asıl mesele, bir de böyle konuşanların en son iki sene öncenin bir best-seller’ını okumalarıdır.

80 milyon bizi seyrediyor 
Televizyoncuların hayallerinde yaşattıkları bir senaryodur. 80 milyonun aynı anda bir TV kanalını izlediği şimdiye kadar hiç olmadıysa da, bu yalanı söylemeyi gönülden isterler. Bir gün bunun gerçekleşeceğine inanmak isterler çünkü.

Yarın başlıyorum 
Başkalarına değil, daha çok kendimize söylenen bir yalandır. Diyete, spora, o kitabı okumaya, yogaya, yemek kursuna, roman yazmaya, sonuçta kendimize iyi gelecek bir şey yapmaya hep yarın başlarız nedense.

Çok mükemmelliyetçiyim 
Genelde iş görüşmelerinde kullanılan bir yalandır. Kendinizi tarif ederken, en kötü yanınızın çok mükemmeliyetçi olduğunuzu söylersiniz. Karşı taraf da “Vay be…” der ve CV’deki referanslara bakmaya başlar.

Sadece arkadaşız 
Ne arkadaşlar gördük biz… Magazin dünyasının sıkça kullandığı kalıp günlük hayata da sıçramış, çoktan son yılların simge yalanlarından biri olmuştur. Sevgili olsanız bize ne ayrıca?

Hiç yalan söylemem
Tabii, tabii… Önce şunu bir kabul etsek, evet arada mecbur kalıyorum desek… Önemli olan bir başkasına zarar vermemek desek






Chanel Makyaj Seti

Chanel Makyaj Seti - Giveaway

Sevgili Buket Hanım "Bouquet's" isimli blogunda
çok güzel bir hediye çekilişi düzenliyor. Fotoğrafta görmüş olduğunuz
Chanel Makyaj setini kazanmak için şansınızını denemek istiyorsanız;

21 Şubat 2011 Pazartesi

AREF'in Sırrı Çözüldü


Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasının 1. yarı finalisti Aref Ghafouri !
Gizemli hal ve hareketleri, bakışları , imajı her şeyiyle yarattığı show için biçilmiş bir kaftan kendisi. Sahneye ilk çıktığında eşimle birlikte programı izliyorduk. Görüntüye Aref geldi. Ayy dedim nasıl bir tipi var bunun. Sonra showuna başladı. Ağzımız açık kaldı hayretler içinde televizyona bakıyorduk. Jüri üyeri oradaki izleyenler herkes şoktaydı. Sonra dün ki programda yaptıkları. Her şeyi biliyor. Bir show bir show tam bir uyum ve bütünlük aynı zamanda cool'luk söz konusu. Yine herkes şokta, hayretler içerisinde. Bende ki şüpheler arttı tabi. Yok yaa dedim prodüksiyonun bu işte parmağı var. Olamaz böylle birşey. Derken bugün yaptığım araştırmalarda bir arkadaşın Aref'in sırrını çözdüğünü gördüm. İçim rahatladı :) 
Her şey mantığa uygun. Marifet; el çabukluğu ve sağlam bir kurguda... 
Buyrun izleyin Aref'in sırrını :)


İki Medeni İnsan Gibi

NURİ
İki Medeni İnsan Gibi...
Haftalardır gösterilen fragmanlar eşimde ve bende merak uyandırmıştı. Dört gözle dizinin başlamasını bekliyorduk. Nihayet güzel bir komedi dizisi başlayacak diye umuyorduk. Beklenen gün geldi. Dün akşam dizi başladı. 
ve sonuç: Hayal kırıklığı !!!
Keşke başlamasa mıydı ? Kadro gerçekten güzel. Sevdiğimiz simalar var. Yinede bir sorun var. İzliyorsun ama akmıyor dizi. Sürüklemiyor izleyeni... Bir durağanlık bir sıkıcılık söz konusu... İlerleyen bölümlerde toparlaya bilirler mi Şuan bir fikrim yok ama... Haftalardır beklenen dizi ilk bölümden patladı. Geçmiş olsun.

18 Şubat 2011 Cuma

Arabamı Satıyorum!!!


Bu arabayı sevgilim bana aldı ama satıyorum!!!
Müthiş bir video 
İzlemek için Tık Tık

Bugün Cuma

Bugün günlerden Cuma
hımmm...
Sanırım bana hiçbir şey ifade etmiyor. Çünkü Yarın akşama kadar çalışacağım.
Dikkat ettiniz dimi? En büyük sitemlerimden biri haftasonu çalışmak!!!
Bunu yazılarımda da dile getirmiştim.
örneğin şunda : Yeni Yıl Tatili 
           ve de  bunda: Haftasonu Çalışmak
Ama fark ettim ki değişen hiç bir şey yok ve bir devlet memuru olana kadarda değişen bir şey olmayacak sanırım. Haftasonu tatili yapan çalışanlar sizleri kıs-ka-nı-yo-rum 
Bende yalan yok :)

17 Şubat 2011 Perşembe

Jimmy Choo 2011 Summer

Biri Jimmy Choo tasarımlarını durdursunnnnn !!!
Yok yok durdurmasın :)
2011 Yaz Koleksiyonu Huzurlarınızda




Deniz misin, Liman mı?



Uzun yıllar Amerika'da okuyan ve çalışan Mert (Engin Altan Düzyatan), şirketin Türkiye yöneticisi olmak üzere İstanbul'a döner. Burada arkadaşı Bora (Tuğrul Tülek) ve Bora'nın eşi Aylin (Ahu Yağtu) ile birlikte bir tekne turuna çıkar. Geziye Göcek'te, Mert'in kız arkadaşı Dilek (Zeynep Özder) katılır. Grup keyifli bir tatil geçirirken bir gün teknelerine İstanbul'un en varlıklı ailelerinden birinin kızı olan Deniz (Berrak Tüzünataç) gelir. 

Deniz'in alaycı ve pervasız havası Mert'i etkiler. O güne dek hep yapması gerekeni yapan, ailesinin çizdiği rotada giden Mert, kendini sorgulamaya başlar. Bir avuç denizin gerçekten de bir deniz olup olmadığını öğrenmek için, önünde uzun bir yolculuk vardır.



Filmin fragmanındaki deniz sahneleri, şu soğuk kış gününde beni çok etkilese de... Filmde bir durağanlık olduğu kanısındayım. Yine de emek verilmiştir. Türk sinemasına bir fidan daha dikilmiştir. İzleyip görmek lazım diyorum ve sizleri filmin fragmanıyla baş başa bırakıyorum. 



16 Şubat 2011 Çarşamba

Film ve Kadroya Dikkat!


Cannes’da Altın Kamera Ödülü’ne layık görülen “Sarhoş Atlar Zamanı” başta olmak üzere filmleriyle büyük ses getiren İran asıllı yönetmen Bahman Ghobadi, Türkiye’deki ilk filmi  Hapishaneye düşen İranlı ünlü bir kahramanın yaşam öyküsünü anlatan “Gergedan Mevsimleri”nin çekimlerine başladı. 
Türkiye’de ilk olarak Beren Saat ile anlaşan Ghobadi, ardından Saat’in yakın arkadaşı Belçim Bilgin, “Hanımın Çiftliği”nin Kemal’i Caner Cindoruk’la el sıkıştı.
Ghobadi daha sonra ise arkadaş olduğu dünyanın en güzel kadınları arasında gösterilen Monica Bellucci’yi kadroya ekledi. Yaz aylarında Ferzan Özpetek’in Cem Yılmaz’lı “Sonra Ağlayacağım” isimli filminde oynamaya hazırlanan Bellucci, “Gergedan Mevsimleri”nin çekimleri için mart başında İstanbul’a gelecek. Belluci’nin hiçbir özel istekte bulunmadığı ifade edildi. 
Erdoğan kötü adam 
Bahman Ghobadi İran sinemasına büyük katkıları olan Behrouz Vossoughi’nin başrolünü canlandıracağı filminin kadrosunu son olarak bomba bir isimle daha da güçlendirdi. Filmde Vossoughi’nin çocukluk arkadaşının gençliği rolü için Ghobadi, Yılmaz Erdoğan’la anlaştı. 
Kenan İmirzalıoğlu Kabul Etmedi
Filmin başrolü için Kenan İmirzalıoğlu’na da teklif götürüldü. Ancak Ghobadi ile görüşen ve projeyi beğenen İmirzalıoğlu, “Ezel” dizisinin yoğunluğu nedeniyle projede yer alamayacağını söyledi. İmirzalıoğlu’na önerilen rol için yine flaş bir isimle görüşme yapıldığı belirtildi.
Filmde, Yılmaz Erdoğan’ı, ilk kez kötü adam olarak izleyeceğiz. “Gergedan Mevsimleri”nde Vossoughi’nin gençliğine hayat verecek olan Caner Cindoruk ile çocukluk arkadaşını canlandıran Erdoğan, yıllar sonra karşı karşıya gelecek.

15 Şubat 2011 Salı

Bir Çiçek...

Dün rahatsızlığım için izinli olarak evde kocamı beklerken kapı çaldı. Açtığımda karşımda vazolu falan süslü püslü koskocaman bir çiçek ve tabii ki çiçekçi duruyordu :) Aldım çiçeğimi telefona sarıldım hemen eşimi aradım. 
-"Allahımm aşkımmm çok güzel, çok düşüncelisin. Bunlar harika. Bir tanesin. İyide birazdan geleceksin zaten neden çiçekçiyle yolladın?  Ama olsun çok güzel sürpriz oldu vallahi. Miss gibi kokuyorlar. Vazosuda çok şık." Ay şöyle ay böyle derken eşimde telefonun öteki ucunda kıs kıs gülüyor. Kem küm ediyor.
Durdum bi… Noluyor hayatım dedim?
- "Çiçekleri ben göndermedim canım"dedi
Nasıl yani? Dedim.
- İş yerinden adresini istediler geçmiş olsun dilekleri için çiçek göndereceklerini söylemişlerdi. Kart falan yok mu üstünde tatlım okumadın mı?
- İyi de şey.. ne bileyim işte.. yani… kem küm
Allah aşkına sevgililer günü kapı çalıyor kocaman bir çiçek geliyor adınıza eşinizin gönderdiğini düşünmez misiniz hemen?
Nese gerçektende kart vardı çiçeğin kenarında açtım okudum. Acil şifalar ve geçmiş olsun dileklerini ileten şirketim sağ olsun; bir ton övgü dolu sözcükler duyan kocacım bir kenarda dursun :)
Benimki hala telefonda gülüyor tabi.
-Sen kapat telefonu aşkım ben birazdan kendi sürprizlerimle geliyorum dedi
ve geldi. Yine çok güzel ve özel bir akşam bizim oldu.

14 Şubat ve "AŞK"

Dün internete giremediğim için bloguma hazırladığım Sevgililer günü özel bannerımı koyamamıştım. Oysaki bu hazırlamış olduğum banner sevgililer günü boyunca yayında kalacaktı. Ama napayım içimde kalacağına bir gün gecikmelide olsa yayında kalsın dimi :)

Bana evlenme teklif edeli tam bir yıl oldu Aşkım.
Bir ömür boyu beraberliğe adım attığımız bugün...
Sevgililer Gününüz kutlu olsun Aşkların En Güzeli
Seni çok ama çok seviyorum.
İyi ki varsın..! İyi ki hayatımdasın..!






Ameliyat Sonrası

Pazartesi günü işe başlayacağımı düşünmüştüm. Fakat ameliyatım beklediğimden ağır geçti. Ya da ben beklenenden nazlı çıktım :) Allah'a şükür ki doktorumun eli çok hafifmiş. Yüzümde morarmalar olmadı. Burnumdaki tamponlarda çıktıktan sonra daha çok rahatladım. Şu an doğal olarak burnumdan nefes alamıyorum. Aynı zamanda koku ve tat alma duyularımda yok oldu. Sanırım sistemimin düzene girmesi bir kaç haftayı alacak. Her şey sağlık için a dostlar. Elimizde olanların kıymetini bilelim ve şükredelim. 
Herkese sağlık dolu bir hafta diliyorum.

9 Şubat 2011 Çarşamba

Burun Ameliyatı :(


Yarın küçük bir burun ameliyatım var.
Uzun süredir burnumdan nefes alamamamın bir nedeni varmış meğersem!
Bir kemik burnumu tıkamış ve beni 7/24 nefessiz bırakıyormuş.
Devamlı ağız yoluyla nefes almak zorunda kaldığım için ağız ve boğaz kuruluğuna maruz kalıyordum.
Yarın ameliyat için günü aldık ve kemiği kırdıracağım. 
Bu sebepten dolayıdır ki... Pazartesiye kadar blogumda paylaşımlarıma ara vereceğim. Bir kaç gün aranızda olamayacağım.
Yaklaşan haftasonunun şimdiden hepiniz için çok güzel geçmesi temenni ediyorum. Kendinize çok ama çok iyi bakın ve Sevgiyle kalın.

"En Güzel Mekan"

Filli Boya'dan

"En Güzel Salon" "En Güzel Yatak Odası"  "En Güzel Çocuk Odası" bölümlerinde ödüllü Fotoğraf yarışması...

"En Güzel Mekan" fotoğraf yarışması başlıyor. 

AMAÇ
Fotoğraf sanatına katkıda bulunmayı ve fotoğrafa ilgi duyanları teşvik etmek

KİMLER KATILABİLİR
Profesyonel ya da amatör, fotoğraf sanatına ilgi duyan herkes.

YARIŞMANIN BAŞLANGIÇ VE BİTİŞ TARİHİ
01 Şubat 2011 - 15 Nisan 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

YARIŞMA HAKKINDA
"En Güzel Salon" "En Güzel Yatak Odası" ve "En Güzel Çocuk Odası" olarak 3 bölümden oluşan yarışmaya fotoğraf severler en fazla 3 eserle başvuruda bulunabiliyor. Yarışmaya katılan eserlerin Fiili Boya web sayfasından puanlandırılacağı, kıyasıya çekişmenin yaşanacağı Fiili Boya'nın "En Güzel Mekân" fotoğraf yarışması sonunda 1'nciye 5 bin TL, 2'nciye 3 bin TL, 3'üncüye bin TL para ödülü ve birçok sürpriz ödül verilecek. Fiili Boya En Güzel Mekân Fotoğraf Yarışması'na katılım yarisma@betek. com. tr mail adresine yapılabiliyor. Ayrıca yarışma ile ilgili detaylı bilgiye ve katılım koşullarına www.filliboya.com.tr adresinden ve 444 1 222 numaralı Fiili Boya Çağrı Merkezi'nden kolaylıkla ulaşılabilir. Fiili Boya En Güzel Mekân Fotoğraf Yarışması sonuçları 6 Mayıs 2011'de duyurulacak. 


Bir Özcan Deniz Filmi

Her şey masallarda ki gibi başlamıştı. İlk bakış, ilk dokunuş, sevgi dolu sözcüklerin coşkusu ve çocukça utangaç bakışmaların ardından masalların değişmeyen son cümlesi " Onlar erdi muradına..." 

Masallar neden hep en güzel yerinde biter?

Yani masallar neden hep evlilikle biter?

Pamuk Prenses, Beyaz Atlı Prensi ile evlenir ve masal biter...

Kül Kedisi, Prens ile evlenir, masal biter...

Prenses kurbağayı öper, Kurbağa Prens olur, evlenirler, masal gene biter..

Peki 
YA SONRA?..
Belki de Prens, Külkedisinden çabuk sıkıldı ve üvey kız kardeşlerinden biri ile onu aldattı…

Kurbağa Prensle Prenses hayatlarının sonuna kadar mutlu mu yaşadılar sizce? Belki de güzel prensesin yüzünde zaman içinde siğiller çıktı ve evlilikleri kâbusa döndü.

Artık işin masal kısmı bitmiştir…

Onların da aşkı masallar gibiydi ve evlendiler. Yani masallara göre sona geldiler…

Adem'le Didem birbirlerini hala sevmektedirler. Ama evlilik, Adem'in sevgisini ve ilgisini açığa çıkartma reflekslerini köreltmiştir. Didem ise özgüveni ve özgür iradesi elinden alınmış mutsuz bir kadına dönüşmüştür. Tek tutunduğu onu yeniden hayata döndürecek işidir. Adem'i hala çok seviyordur. Kocasının peşinden ailesini, dostlarını, kariyerini bırakarak daha önce sadece haritalarda gördüğü şehirlere bile yerleşmekte tereddüt etmeyen Didem, şimdi aynı fedakarlığı Adem'den bekler. İşte tam bu sırada başka bir masalın prensi hikayemize girer.

Artık uyanma vakti gelmiştir…
 

8 Şubat 2011 Salı

Sevgiliye Sürpriz :)

Yaklaşan Sevgililer Günü dolayısıyla sizlerle paylaşmak istediğim bir şey var.
Hediyeler, sürprizler, yemekler, mum ışıklarının yanı sıra el emeği göz nuru her zaman sevgili için favori olandır.Geçen sene Sevgililer Gününde eşim için çok özel bir sürpriz kutusu hazırlamıştım. İçinde neler olduğuna inanamazsınız! Bunlardan bir tanesini sizlere de fikir olması açısından şuan paylaşacağım :)

Öncelikle günün anlam ve önemine uygun kalpli güzel bir kutu buldum.
Daha sonra renkli küçük kağıtlar kesip hazırladım ve her birinin üzerine ona olan aşkımı ve sevgimi anlatan güzel sözler yazdım. 
Hepsini yazı içte kalacak şekilde katladım.
Katladığım kağıtları kalpli kutunun içine koydum.
ve işte sürpriz AşK Kutusu hazır.
Her sabah uyandığında bir tane kart seçip okuyor. 
Yepyeni bir güne benim aşk dolu sözlerimle başlıyor.





7 Şubat 2011 Pazartesi

Karelerde Aşk Olsun

Deklanşöre AşK İçin Bas !

Boyner Mağazaları bu yıl beşincisini düzenlediği fotoğraf yarışması ile amatör veya profesyonel olarak fotoğraf sanatıyla ilgilenenleri bu kez yepyeni bir konu için bir araya getiriyor. Boyner Mağazaları’nın Fotoğraf Dergisi ile birlikte düzenlediği yarışmanın bu yılki konusu “Aşk… Her Yerde!” olarak belirlendi.
Son katılım tarihi 1 Mart 2011’e kadar olan yarışmada Ünlü sanatçılar, akademisyenler ve yayıncılardan oluşan seçici kurul tarafından yapılacak değerlendirmenin ardından sonuçlar, 21 Mart 2011’de açıklanacak. 
Ödüller:
Birincilik Ödülü 5.000 TL tutarında Boyner Hediye Çeki
İkincilik Ödülü 4.000 TL tutarında Boyner Hediye Çeki
Üçüncülük Ödülü 3.000 TL tutarında Boyner Hediye Çeki
3 adet mansiyon ödülü: 500 TL tutarında Boyner Hediye Çeki
Seçici Kurul:
Merih Akoğul – Fotoğraf Sanatçısı
Şerif Antepli- Fotoğraf Dergisi İmtiyaz Sahibi
Ömer Serkan Bakır- Fotoğraf Dergisi Yayın Yönetmeni
Prof. Güler Ertan -Fotoğraf Sanatçısı
Prof. Sabit Kalfagil – Marmara Üniversitesi GSF Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi
İbrahim Zaman- Fotoğraf Sanatçısı
Başvuru Adresi:
Fotoğraf Dergisi Şehit Muhtar Cad. No:22 K:2 34437 Taksim-İSTANBUL
Tel: 0212 256 92 58

Google-TR Blog Sitesi

Google sonunda resmi Türkiye blogunu açmış. Google’ın Türkçe yayınlanan resmi bir kanalı olacak. Google’ın hizmet ve ürün bilgilerininin yanında Türkiye’ye özel haberler de Google Türkiye Blogu’nda paylaşılacak. Türkiye'deki iş ortakları ve Google Türkiye ile ilgili önemli haberlerin içeriğini Google Türkiye ekibi hazırlayacakmış. 
2009 yılının Ağustos ayında dünyanın en çok google'layan ülkesi olduğumuz ortaya çıkmıştır. Hala da ülkemizde %98,9 gibi çok yüksek bir pazar yapına ve istikrarlı bir başarıya sahip Google'ın ülkemizde resmi blog açması son derece gerekliydi ki... Sağ olsun açmışlar.

»AşK«

Geliyorum demez!
ama
Gidiyorum der...

Bazen yaşanmışlıklara öylesine kaptırırız kendimizi... Gözümüz hiç bir şey görmez, kulağımız hiçbir şey duymaz olur. Sinir, öfke, anlayışsızlık sarar bedenimizi. 
Belki yılların birikimidir bizi bu duygulara iten. 
Yıllardır suskunluğun altında yatan çığlıktır. 
Oysa ki her şey ne kadar güzel başlar. 
Işıldayan gözler, titreyen eller, kuş gibi kanat çırpan bir kalp...
Ansızın çıkagelmiştir gelen. Hiç haber vermeden. 
Sorgusuz sualsiz buyur etmişizdir. Ne de olsa aşk geliyorum demez!
Pek çok kişinin atladığı bir şey vardır ki... 
Aşk geliyorum demez ama gidiyorum der. 
Sinyaller verir. İşaretler verir. Ağlar. Çırpınır. Gidiyorum; bir şeyler yap der...
İşte bunları görüp duyabilene AşK olsun !


Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...