5 Aralık 2011 Pazartesi

Night Out Shopping İZMİR

Evettt bayanlarrr
Her zaman İstanbulda yapılan etkinlikleri uzaktan uzağa izleyecek değiliz ya :)
Alın buyurun canım İzmir'de muhteşem bir organizasyon!!!
Night Out Shopping İZMİR
Alsancak Gül Sokakta gerçekleştirilecek olan bu etkinlik gece saat bire kadar devam edecek. 
Tabikisi bütün alışveriş severleri bekliyoruz :) 

Dedemin İnsanları

Herkesin öve öve bitiremediği, galasından çıkanların yaşamış olduğu duygu seli, gülerken ağlayan - ağlarken gülenler, dört dörtlük bir oyunculuk ve Pazar günü gitmeyi çok arzuladığımız fakat bir aksilik sebebiyle gidemediğimiz için aklımın kaldığı film... DEDEMİN İNSANLARI
İşte sizlere filmin sinopsisi ve filmeden kareler...
Ozan, Ege'de küçük bir sahil kasabasında yaşayan 10 yaşında bir çocuktur. Girit göçmeni dedesi Mehmet Bey nedeniyle arkadaşları onunla "gavur" diye alay etmektedir. Yalnız kalmaktan korkan Ozan, başta dedesi olmak üzere ailesine kızar "Biz Türküz." diyerek onlara kafa tutar.

Ozan'ın dedesi Mehmet Bey, kasaba eşrafından, saygın bir adamdır. Kasaba halkına kol kanat gerer, sorunlarıyla ilgilenip, onlara yardım eder. Hoşgörürsüyle bilinen Mehmet Bey torununun bu durumundan dolayı üzülmekte ve endişe duymaktadır. Mehmet Bey daha yedi yaşındayken, ailesi zorla topraklarından kopartılmış, mübadeleyle Girit'ten göçmüşlerdir. Mehmet Bey'in en büyük arzusu ölmeden evvel doğduğu toprakları görebilmektir. Bu özlemle sık sık içinde mektuplar olan şişeleri Ege'nin mavi sularına bırakmaktadır.

DEDEMİN İNSANLARI, küçük bir kasabada yaşayan on yaşında bir çocuk ve dedesi aracılığıyla, bir ailenin ve bir ülkenin geçirdiği büyük değişimi anlatıyor. Kalabalık ve sıcak Ege insanlarının hikâyesini izlerken, mübadeleye, öteki olmaya, nereye gidersen git bir yere ait olamamaya, iki yakaya, çok sayıdaki azınlığa, ihtilallere, bir defa daha ama bu kez farklı bir yerden bakacaksınız.

2 Aralık 2011 Cuma

İnternet Bağımlılığı

Çağımızın hastalığı olarak nitelendirilen ve bir çok insanı etkisi altına alan İnternet bağımlılığı hakkında okumuş olduğum bu haberi sizlerle paylaşma istedim. Gerçi haftanın 6 günü, günde 10 saat neredeyse gözümü ayırmadan pc başında çalıştığım düşünülünce benimde bu hastalığa yakalanmış olma ihtimalim var. Ama yok yok... Benimki zevk için değil iş için :) Bu nedenledir ki evimde ne bilgisayar var ne de internet :)

Türkiye'de ilk defa bir devlet hastanesinde internet bağımlıları için bir poliklinik hizmete girdi. Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi bünyesinde açılan poliklinikte her yaş grubundan internet bağımlıları tedavi görüyor.

İnternetin aşırı kullanımı kullanıcıların aile ilişkilerinde ve sosyal ilişkilerde bozulma, öğrencilerde derslere katılımının azalması, okuldan uzaklaşma, işyerlerinde iş veriminin düşmesi, işten ayrılma, yeme – içme gibi günlük yaşam aktivitelerin ihmal edilmesi, obezite, yorgunluk, yaygın beden ağrıları gibi yıkıcı sonuçlara yol açıyor. 

Sorunlu internet kullanımı psikiyatrinin en yeni ilgi alanlarından biri haline gelirken, ülkemizde genç nüfusun yüksekliği ve internet kafelerin kontrolsüzce yaygınlaşmış olması, henüz yeni tanımlanmakta olan hastalık için oldukça uygun bir zemin oluşturuyor.

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi (BRSHH) bünyesinde açılan İnternet Bağımlığı Polikliniği 17 Kasım'da hizmet vermeye başladı.

İnternet Bağımlılığı Polikliniği, uyguladığı tedavi yöntemleriyle internet kullanımını tekrar kişinin kontrolü altına alabilmesini hedefliyor ve bağımlılıkla ilgili bilgilendirme yapıyor.

Poliklinikte, chat ve sosyal medya bağımlılarından, online alışveriş meraklılarına, cinsel içerikli site tutkunlarından, saatlerce bilgisayar oyunu oynayanlara, kadar yetişkin, kadın/erkek, ergen, çocuk birçok kişi tedavi görüyor.
hürriyetweb sağlık

"Yeniyıl Köşeniz"

Ajanda Online Aktüel Dergisinin Ödüllü Fotoğraf Etkinliği “Yeniyıl Köşeniz”
"Aralık ayına girmemizle yeni yıl hazırlıklarına siz de başladınız mı?

Geçen yıl kaldırdığınız yılbaşı süsleriniz özenle yerleştirdiğiniz kutulardan birer birer çıkmaya mı başladı yoksa dayanamayıp yepyeni süsler mi almak istiyorsunuz?

Çam ağaçları, ışıklar, hediye paketleri, ve şipşirin dekoratif malzemelerle evinizi süslemek ve bir ay boyunca seyretmek ne kadar da keyifli değil mi?
Yeni yıl için hazırladığınız evinizin sizce en güzel köşesini bizimle paylaşmaya ne dersiniz? 
Haydi alın elinize fotoğraf makinenizi ve basın deklanşöre: ) 
Sonra da bize gönderin yayınlayalım ve sürpriz bir hediye kazanma şansı yakalayın.
20 Aralık’a kadar fotoğraflarınızı gönderebilirsiniz."

iletisim@ajandadergi.com
www.ajandadergi.com

Bu gerçektende çok mükemmel bir yarışma fikri :) Benim yılbaşı ağacım ve bütün süslerim babamın evinde kaldı. Evlendikten sonra bir fırsat bulup getirmedim. Ama bu etkinliği kız kardeşim sürdürüyor :) İşallah bu senede güzel bir yeni yıl köşesi yaparsa bende katılmayı düşünüyorum bu yarışmaya :)

Bebe 2011 YeniYıl

Diyorum ya Aralık ayına girdiğimiz zaman bütün algılarımız yılbaşına yöneliyor :)
Yine bir algıda seçicilikle gelin birlikte 
Bebe 2011 Yılbaşı koleksiyonuna bir göz atalım. 
Renk tercihleri yeni yıl konseptine uygun olarak kırmızı, siyah, dore...
Detaylarda dantellerin kullanılışı mükemmel
Tek omuzu açıkta bırakan süper miniler
Satenler ve ışıl ışıl kumaşların mükemmel birleşimi...

1 Aralık 2011 Perşembe

Dünya AIDS Günü

1 Aralık Dünya AIDS Günü: Kırmızı Kurdeleleri Yakalara Takma Zamanı

Türk Kızılayı, HIV/AIDS konusunda toplumu bilinçlendirmek ve AIDS hastalarının toplumda ayrımcılığa maruz kalmalarını önlemek amacıyla 2001 yılından bu yana yürüttüğü Ulusal Kampanya ile HIV+ kişilere karşı yapılan dışlama, damgalama ve ayrımcılığın azaltılması hedefliyor. 

AIDS dil, din, cinsiyet, sınıf, ırk, milliyet ayrımı gözetmeyen, korunmadığımız takdirde herkese bulaşabilecek bir hastalıktır. AIDS cinsel yolla, kan yoluyla ve anneden bebeğe bulaşır. AIDS konuşmakla, dokunmakla, sarılmakla, aynı okula gitmekle, aynı havuz, sauna, tuvalet, çatal, bıçak ve bardağı kullanmakla, el sıkışmakla, oynamakla, öpmekle, arkadaş olmakla bulaşmaz. 

Aralık

İş yoğunluğu sebebiyle postlarımın giderek azaldığının farkındayım. Post girmiyor olmam sizleri takip etmediğim anlamına gelmez bayanlar "gözüm bloglarınızda" :) Her gün sevgili blog arkadaşlarımın girmiş olduğu postları severek okuyorum. 

Kasımı hızla tükettik ve bugun 1 Aralık. Aralık denince hepimiz yılbaşına odaklanıyoruz değil mi? Valla insan kıpır kıpır oluyor. Bizim inançlarımızla alakası olmadığı için Yılbaşı muhabbetine inanmayanlar da var tabiki... Onlarada saygı duyuyorum. Ama benim için maksat hayata küçük şeylerle renk katmak. Renk katmak demişken yılbaşının anlam önemini yeşil&kırmızı belirler :) Sağ solu süslersin, kendini süslersin, alışveriş yaparsın, hediyeler alırsın özene bözene paketlersin. Ben bu sene uzak şehirlerdeki arkadaşlarıma yılbaşı kartı ve mektup yollamayı düşünüyorum :) Güzel sürpriz olacağına eminim :)
Umarım hepimiz için bu yılın son ayı güzel geçer dostlarım.

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...